Aile Konstelasyonu Nedir?

Aile Dizimi / Aile Konstelasyonu Nedir?

Belki bir yerden duymuşuzdur şu ifadeleri: Aile Konstelasyonu, Aile Dizimi, Aile Dizilimi, Aile Sergisi… Bireysel ya da grup çalışması olarak yapılabilen, kişinin konusu üzerine çalışmasında kullanılan bir çalışmadır. İngilizce olan “Family Constellations”  ifadesinin Türkçeleştirilme sürecinde ilk olarak “Aile Dizimi” olarak dilimize kazandırılmış, sonrasında çeşitli isimlerle de ifade edilmiştir. Bu ifadelerden biri de “Aile Konstelasyonu”dur. Konstelasyon kelimesi ise “Bir sistem içerisindeki öğelerin birbirine göre konumu, durumu ve birbirinden etkileşimi” anlamına geliyor. Yani sistemdeki bir öğede yaşayan değişiklik bütün sistemi etkiliyor. 

Peki nedir?

Aile sistemindeki öğeleri referans alan, Alman Psikoterapist Bert Hellinger’in geliştirdiği temelinde Zulu kabilelerinin aileye olan tutumuna dayalı, terapötik etkileri olan alternatif bir yöntemdir.

Danışanın çalışmak istediği mesele, içinde bulunduğu sistemin içinde dikkate alınır ve onu sistemin bir parçası olarak değerlendirir. Çalışmanın temelinde sevgi ve saygı vardır. Sistemik yasalar olan Düzen, Aidiyet ve Denge’yi temel alır.

Çok erken yaşlardan itibaren, aidiyet adına ve bağlanma üzerinden içinde bulunduğumuz sistemlerde, çoğu zaman bilinç dışı bir şekilde (aile, toplum, cinsiyet.. vb)  birilerini kurtarmaya çalışırız. Bazen hiç farkında olmadan, bizden önceki aile üyelerinin yaptıklarını dengelemek adına çeşitli tutum kalıpları içinde buluruz kendimizi. Çünkü bireysel duygular, tutumlar ve davranışlar, kişi farkında olmadıkça önceki nesiller tarafından etkilenebilir.

İçinde bulunduğumuz kör sevgiyi görmemizde, var olan dinamiklerin farkında olmamızda ve gerçeği olduğu haliyle kabul etmemizde, bu gerçek ile bilinçli bir sevgiye geçmemizde bize yeni bir bakış açısı sunabilir. Olanları değiştirmek değil, olanı kabul etmek için yeni bir bakış açısı geliştirmemizde bize hizmet eder. Kör sevgi, bilinçli sevgiye dönüşür.

Bu çalışma, sistem içindeki tutumlarımızın altında işleyen gizli dinamiklerin açığa çıkmasında
yardımcı olur. Sistemin dışlanan bir üyesi varsa yeniden dahil edilir, üyeler arasında bir
şekilde kopmuş olan bağlantıların yeniden onarılmasında katkıda bulunur. Bütünün bir
parçası olduğumuzu hissederiz. Böylece hayat bize daha rahat akabilir ve biz de yaşama
evet diyebiliriz.

Anne babamıza, ailemizin diğer üyelerine, eşlerimize ve hayata olduğu haliyle evet diyebilmeyi öğrenmemizi kolaylaştırır. Gerçeği görebildiğimizde ve kalbimizde onu kabul edebildiğimizde, kalbimizde bu gerçek için bir alan açtığımızda gerçek büyüme, olgunlaşma ve devamında özgürleşme süreci başlar. Kabul edebildiğimizde hayat ile uyum içinde ilerleyebiliriz.

Bu çalışma, sadece aile içindeki sorunları değil, para, hastalık, ilişkiler, sürekli tekrar eden durum ve davranışlar, aşırı duygular gibi birçok başlığı da kapsar.

Çalışmada katılımcılar; danışan, temsilcilerden ve izleyenlerden oluşur. Kolaylaştırıcı eşliğinde danışanın hikayesi ele alınır, temsilciler sistemdeki bazı önemli kişileri temsil eder, izleyenler ortaya çıkana şahitlik eder. Her katılımcı bu çalışmadan fayda sağlar. Grup çalışmasında temsilcilik deneyimini yaşamış olan kişiler de, aynı kendi çalışmaları yapılmış gibi, derin bir farkındalık ve rahatlamanın olduğunu her zaman gözlemliyoruz.

Kimler Konstelasyon Çalışmalarından Faydalanabilir? (Bu konudaki ilk hocam olan Göksel Karabayır’ın ifadeleriyle)

• Açıklanamayan derin üzüntü, utanç, kızgınlık ve suçluluk duygusu yaşayanlar.
• Dış çevreden gelen tetiklemelerle düzensiz ortaya çıkabilen öfke patlamaları yaşayanlar.
• Bozucu ve yıkıcı davranışları yapanlar ya da bu davranışlara maruz kalanlar.
• İlişkilerde yaşanan başarısızlıkların, karışıklıkların ve kargaşaların tarafları (Aile içinde anne-baba, kardeşler,karı-koca veya çocuklar ile)
• Birden fazla evlilikler sonucu olan çocuklar ve iç içe geçmiş ilişkiler.
• İş yaşamındaki sorunlar ve para problemleri.
• Organizasyonlarda, şirketlerde karışıklık, kargaşa yaşayanlar (şirket sahipleri, yöneticiler, departmanlar, çalışanlar).
• Yaşamının yönünü amacını kaybettiğini düşünenler.
• Tekrarlayan kazalar.
• Kişisel yaratıcılığımızı ve otonomimizi kaybetmeden iç içe olduğumuz gruplara ait olmakta zorlananlar.
• Kişisel göçler ya da daha önceki kuşaklarda yaşanan göçler sonucu yeni kültüre uyum zorluğu yaşayanlar.
• Takıntılı davranış ve düşüncelerle yaşamak durumunda olanlar. (Sık sık yıkanma, sayı sayma gibi)
• Erken çocukluk döneminde, anne-baba-kardeş kaybı yaşayanlar ya da ayrı kalmak durumunda olanlar.
• Aile sisteminde kaderi ağır olarak algılanan bir kişinin ismini taşıyanlar.
• Görünürde her şey son derece olumluyken sahip olduklarının tadını çıkartamayıp mutsuz olanlar.
• Kadın-erkek ilişkilerinde problem yaşayanlar ve mutsuz olanlar.
• İş yaşamında, bireyler ya da departmanlar arası yaşanan çatışmalar.
• Aile sistemindeki dinamikleri, iş yaşamına (patronuna, yöneticisine ya da çalışma arkadaşlarına) yansıtanlar.
• Şirket değiştirmeli miyim? Kendi işimi kurmalı mıyım?
• Zihinlerde oluşan korku, endişe ve kaygılarla yaşamlarını belirli sınırlara hapsolmuş biçimde sürdürenler.